Go: Budist ideallerin incelenmesi

Go’ya ilişkin bilinen en eski referansların bazıları, Go’yu Çin’de kullanılan (4000 yıl kadar önce) bir çeşit kehanet aracı olarak tanımlar. Milattan sonra 1100 yılı civarında Japonya’da Şogun, üst seviye go oyuncularına, maiyetlerinde yaşamaları, go oynamaları ve öğretmeleri için ödenek vermeye başladı. Bu eski profesyonellerin ödeneği alabilmeleri için Budist rahipler olmayı seçmeleri gerekmekteydi.

Go’nun yakın bir değerlendirmesine göre, Go, Budizm öğretisinin takipçileri için, Budizmin kurucu prensiplerine yakınlığından dolayı doğal bir çalışma alanıdır. Go, Budizmin uygulayıcılarına, Budist değerleri ve bilgeliği düğüm atarak ya da nefes sayarak uygulanan meditasyonda olduğu gibi zarif bir biçimde aşılamaktadır.

Go, Budist kavramları birçok bakımdan tanımlar. Her taş aynı değere sahiptir ve aynı şekilde kullanılabilir. Taşlar tahta üzerine yerleştirilir ve esir düşmeleri(ölmeleri) halinde tahta dışına çıkmaları dışında hareket edemezler. Bu hayattaki kişisel sıkışmayı temsil eder. Ölüm dışında acı çekme döngüsünden kaçmanın bir yolu yoktur. Taşlara sadece tahta üzerine yerleştirilerek geçici bir yaşam verilir (doğum). Bununla birlikte, tıpkı yeni doğmuş bir bebeğin ebeveynlerinin korumasına ihtiyaç duyduğu gibi ve tıpkı insanların doğanın zorluklarının üstesinden gelmek için topluluklar oluşturmaya gereksindiği gibi, go taşları da hayatta kalmayı garantiye almak için topluluklar oluşturmalıdır. Her bir taş eğer dost bir topluluktan ayrı tutulursa esir düşecektir. (Dost ya da Düşman olma renkler tarafından belirlenir. Oyuncunun aldığı renge göre Siyah ya da Beyaz.) Öyle ki güvenli bir topluluk oluşturmak için en az altı taş gereklidir. Ve bu altı taş “yaşayan bir grup” oluşturmak için doğru bir ilişkiye sahip olmalıdır, aksi durumda altısı da esir düşecektir. Çok büyük topluluklar eğer yanlış ilişkiler ile çatlamaya başlarsa esir düşmeye boyun eğebilir. Diğer bir deyişle topluluk hayatta kalmak için “doğru düşünüşü ” uygulamalıdır. Yalnızca bir araya gelmek güvenliği sağlamayacaktır. Topluluğun sayısı büyüdükçe, sadece hayatta kalmayı hedefleyen “yanlış düşünüş” etkisi azalacaktır. Topluluk büyürken, salt yaşamaya çalışmaktan daha incelikli önlemler “doğru düşünüş” tarafından ifade edilir. Fakat sonunda en doğru düşünceyi (doğa yasası ile ilgili olarak) ifade eden topluluklar aynı zamanda en başarılı topluluklar olacaktır.

Go öğrenmeye çalışan biri için öğrenme süreci yaşam sürecinin kendisine benzer. Oyunun kurallarının çok basit olması nedeniyle, neredeyse herkes bunları öğrenebilir ve hemen ardından oynamaya başlayabilir. Hayat ta benzer olanaklar sağlar – doğmuş olan herkes “oynayabilir”. Bununla birlikte gelişme için çok sayıda seviye vardır.

Yazının devamı ve orjinali için https://www.usgo.org/files/bh_library/buddhistideals.pdf